Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
41 tane "din" etiketli yazı bulundu (sayfa 2)"din" tagli diger ogeler resimler , videolar
 
Oca
30
    
siyah_gulum | 30 Ocak 2008 03:04 | 0 fav | etiket: ,  
Mümin, vücudunun bütün âzaları ile Allah'tan korkandır. Nitekim büyük ahlâk ve fıkıh bilgini Ebu Leys es-Semerkandi, Allah korkusunun yedi alameti olduğunu haber verir. Bunlar şöyledir:

Dil yalandan uzaklaşır

Allah korkusu taşıyan kul dilini yalandan, dedikodudan, koğuculuktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkor, bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konuşmalarla meşgûl eder.

Kalbten kıskançlık kalkar

Allah korkusu taşıyan kul başkalarına karşı kalbinde düşmanlık, iftira ve kıskançlık barındırmaz. Çünkü kıskançlık iyilikleri mahveder. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: Ateş odunu nasıl yerse (yakarsa) kıskançlık da iyilikleri öyle yer (yok eder).

Bilesin ki, kıskançlık, kalb hastalıklarının başlıcalarından biridir ve bu hastalıklar da ancak ilimle ve iyi ameller işleyerek tedavi edilebilir.

Göz harama bakmaz

Allah korkusu taşıyan kul, haram yiyeceğe, haram içeceğe, haram giyeceğe vb. (kısacası) haram olan hiçbir şeye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle değil, ibret almak amacı ile bakar. Helal olmayan şeylerden bakışlarını uzak tutar. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyurur: "Kim gözünü haramla doldurursa Allah da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur".

Haram lokma yemez

Allah korkusu taşıyan kul, karnına haram lokma sokmaz; çünkü haram lokma yemek, ağır günahlardan biridir. Nitekim Peygamberimiz (sas) şöyle buyuruyor:
"İnsanoğlunun karnına haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldığı sürece yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet yağdırırlar. O lokmayı hazmederken öldüğü takdirde varacağı yer cehennemdir".

Eller Allah rızası için çalışır

Allah korkusu taşıyan kimse, ellerini harama değil, Allah'ın rızasına uygun şeylere doğru uzatır. Nitekim sahabilerden Kâ'bul Ahbar'ın (ra) şöyle dediği rivayet edilir: Allah, her bir bölümü yetmiş bin gözlü yetmiş bin bölümü olan yakuttan yapılma bir köşk yaratmıştır. Kıyamet günü bu köşke; ancak önlerine çıkan haram şeylerden Allah korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.

Ayaklar Allah için yürür

Allah korkusu taşıyan kimse, günah işlemeye değil, Allah'ın emrine uygun ve O'nun rızasını kazandıracak işlere doğru yürür, alimlerle ve iyi amel işleyenlerle buluşmak gayesi ile adım atar.

İbadete riya karışmaz

Allah korkusu taşıyan kimse ibadetini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve münafıklıktan kaçınır, böylelikle Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur: "Rabb'inin katında ahiret, günahlardan korkanlar içindir". [1]
"Günahlarından sakınanlar, hiç şüphesiz, cennetlerde ve pınarlar(ının başların)dadırlar".[2] "Günahlardan sakınanlar cennet ve nimetler içindedirler".[3] "Günahlardan sakınanlar emin bir makamdadırlar".[4]

Mü'minin korku ile ümit arasında bulunması gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin Allah'ın rahmetini beklerken diğer yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek Allah'a tevbe eder. Nitekim Allah (cc) "Sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin".[5] buyurmaktadır,
[1] Zuhruf/35



 
Oca
26
    
siyah_gulum | 26 Ocak 2008 02:22 | 0 fav | etiket: , ,  

Hollandalı aşırı sağcı politikacı Geert Wilders'ın hazırlattığı 10 dakikalık film, İslam dinine ve Kuranı Kerim'e hakaretler içeriyor. Hollanda'daki müslümanları ayağa kaldıran film şimdilik 2 haftalığına ertelendi.

Kuran'a ve İslam dinine ağır hakaretlerin yer aldığı film, Hollanda'nın aşırı sağcı siyasetçi Geert Wilders'in imzasını taşıyor. 44 yaşındaki Wilders, Hollanda'daki Özgürlük Partisi'nin lideri..

Hitler benzetmesi

Filmde Kuran'ı Kerim, Adolf Hitler'in 'Kavgam' kitabına benzetiliyor.

İslam aleminin kutsal kitabı; "kadınlara ve eşcinsellere hoşgörüsüzlüğün, cinayetin, caniliğin ve terörün ilham" kaynağı olarak gösteriliyor.

10 dakikalık film daha yayınlanmadan büyük tepki çekti. Hollanda Müslüman Konseyi, Wilders'i "ırkçı ve faşist" olarak niteleyerek, ülkedeki müslüman kesimine itidal çağrısında bulundu.

Ülkeyi terketmek zorunda kalacak

Wilders, Hollanda'da yetkililerin filmin yayımlanması halinde kendi güvenliği için ülkeyi terketmek zorunda kalabileceğini söylediklerini belirtiyor.

Hükümet de filme gerek Hollanda gerekse ülke dışından gelecek olası tepkilere karşı hazırlıklarını yapıyor. Film nedeniyle ölüm tehditleri alan Wilders de polis tarafından korunuyor.

2 Hafta ertelendi

Filmin yayınlanması hükümet kararı ile 2 hafta ertelendi. Ancak Hollanda Anayasası'ndaki aşırı özgürlük hükümleri filmin tamamen yasaklanmasının mümkün olmadığı şeklinde yorumlanıyor.

2 hafta son gösterilecek film nedeniyle Hollanda alarm durumunda. Hükümet, filmin piyasaya sürülmesinde sonra çıkabilecek muhtemel olaylar konusunda bütün belediyelere uyarı yazısı gönderdi.



 
Oca
15
    

Muharrem ayını farklı kılan ve onu daha da özelleştiren bir çok hususiyeti vardır. Bunların en önemlisi sayılabilecek üç özelliği şöyledir...

Bir tespit açısından belirtmek gerekirse, Muharrem ayının İslam tarihinde belli başlı üç önemli özelliği vardır. Birincisi oruç, ikincisi Hicrî takvimin başlangıcı olması, diğeri de Hz. Hüseyin ve evlatlarının Kerbela'da şehit edilmesidir.Muharrem ayında tutulan oruç tarihi seyri yönüyle de bir özellik taşıyor. Peygamberimiz Medine'ye hicret ettikten sonra Medine'de yaşayan Yahudilerin oruçlu olduğunu öğrendi.



O gün Muharrem ayının 10. günü Aşura günüydü. "Bu ne orucudur?" diye sordu. Yahudiler, "Bugün, Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.), bir şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.



Peygamberimiz onlara, "Biz, Musa'nın sünnetini yaşatmaya sizden daha çok yakınız ve hak sahibiyiz" diyerek kendisi ve Müslümanlar o gün oruç tuttular. O yıl henüz Ramazan orucu farz olmamıştı. Fakat ertesi sene Ramazan orucu farz kılınınca Müslümanların oruç ayı Ramazan oldu. Aşura günü orucu konusunda ise Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı, "İsteyen tutar, isteyen tutmayabilir" dedi. Böylece bu oruç, müstehab bir oruç olarak kaldı.



Bilgin sahabilerden İbni Abbas'ın rivayet ettiği bir hadiste de ifade edildiği üzere, bir karışıklığa meydan vermemek ve Yahudilere benzememek için Aşura gününden önceki günle sonraki gün ilave edildi, böylece üç gün oruç tutmak sünnet olarak uygulanır oldu.



Dolayısıyla ne Peygamberimiz, ne Sahabiler, ne mezhep imamları ve müctehidler, ne de daha sonraki İslam âlimleri Muharrem ayının ilk on günü oruç tutulması konusunda bir beyanda bulunmamışlardır. Bunun dışındaki bir uygulamanın İslam ibadet tarihinde bir yerinin ve kaynağının olmadığını söylemek gerekir.



Muharrem ayının İslam tarihinde bir takvim başlangıcı olması, Hz. Ömer'in halifeliği döneminde tespit edilmiş, o tarihten bu yana pek çok İslam ülkesince kullanılagelmiştir. 1 Muharrem'in (dün) Hicrî yılbaşı olması, Noel kutlaması gibi bir geleneği olmamakla beraber, yılın ilk günü olması açısından bir önemi de bulunmaktadır.



Kur'ân'da ise Muharrem'in ayının farklı bir özelliğinden söz edilir. Tevbe Sûresinde (âyet:36), "Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah'ın yazdığı şekilde, on ikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır, dosdoğru hesap işte budur" şeklinde bildirildiği gibi, bu dört aydan biri de Muharrem ayıdır. Haram ayları, değerli, önemli ve bu yönüyle de farklı özelliği olan aylardır ve o aylara karşı saygılı olunması bildirilmiştir.



Peygamberimizin ifadesiyle "Şehrullahi'l-Muharrem- Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, bollaştığı bir aydır. Allah'ın ayı, günü, yılı olmaz, ama Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde bildirilmiştir.



Muharrem ayının peygamberler tarihinde de ayrı bir yeri vardır. Başta Hz. Adem olmak üzere, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Davud, Hz. Yakub, Hz. Yusuf, Hz. Eyyub, Hz Yunus ve Hz. İsa gibi peygamberler Aşura günü, özel olarak bazı nimetlere ermişler, bazı sıkıntılardan kurtulmuşlardır. Bu yönüyle bir yıl dönümü kabul edilmektedir.



Hz. Hüseyin (r.a) ve evlatlarının hunharca şehit edilmesi meselesine gelince, esas itibariyle şehitler mükâfatını almış, en yüce mertebelere ulaşmıştır, Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur.



Kaderî hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez.



Duyguları onu birtakım taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek sünnetin ruhuna uygun düşmemektedir



Mübarek Aylar, Günler ve Geceler; Peygamberimizin Ramazan'ı ve Oruçları



Mehmet Paksu



 
Oca
13
    
siyah_gulum | 13 Ocak 2008 03:59 | 0 fav | etiket: , ,  

Çok yanlış anlaşılan atasözlerimizden birisi de şudur. Güzele bakmak sevap!

Evet, güzele ve güzelliklere tefekkür için bakmak, tabii ki sevaptır.

Ancak asrımızın bir çeşit fitnesi gereği, buradaki ‘GÜZEL’ kelimesini, namahrem anlamına gelen, açık-saçık ve üryan gezenlere bakmak şeklinde söylendiği zaman, cevap da elbette değişir. O zaman Sevap değil günah olur.

Bu gibi namahremlere bakmak, bakış şekline ve sebebine göre anlam kazanır.

1. Yolda yürürken aniden, dekolte bir mahrem gözümüze çarpsa, yüce yaratıcımızın “Gözlerinizi haramdan sakının!” ayetinin tesiri ve tedbiri ile gözlerimizi başka tarafa çevirip, Allah korkusuyla irkilsek ve tövbe etsek, bu bakış sonrası titizlik, kişiyi günahtan koruduğu gibi, sevap da kazandırır.

2. Aynı namahreme ilk, yani gayri iradî(irade dışı olan ilk bakış) bakış mubahtır.

3. Daha sonraki kasdi bakışlar ise haramdır. Çünkü bu bakışlar, ‘gözlerini haramdan sakının’ ayetinin aksine bir davranıştır.

4. Ayrıca kişiyi tanıma maksadıyla zorunlu bakışlar vardır ki, bu bakışlar da yukarıdaki ayet hatırda tutularak minimum düzeyde kalırsa, mubah olabilir.

“Batılı iyice tasvir (batıl işleri detaylı tasarlama, biçim ve şekillendirerek tarif etmek), safi zihinleri idlâldir”, (temiz zihinleri saptırır.) vecizesine dayanarak, fetva ve fıkıh yönünü konu uzmanlarına bırakıp, tefekkür için bakmak cümlesini biraz açacağız.

“Güzel” denilince aklımıza, tabii ve meşru güzellikler gelmelidir. Namahremler değil…

Tefekkür, bu güzelliklerin arka planındaki anlamları, gizli manaları ve mesajları hesaplayarak düşünmek, o eser veya olay üzerindeki Esma’ül Hüsna tecellilerini irdelemektir.

Bu güzelliklerden bazıları:

• Gül güzeldir, menekşe güzeldir, karanfil, nergis, sümbül, zambak, manolya ve saymakla bitiremeyeceğimiz tüm çiçekler güzeldir.

• Bahar güzeldir, ağaçlar güzeldir, dağlar, ırmaklar, çaylar, şelâleler, denizler, göller ormanlar ve tüm manzaralar güzeldir.

• Hayat güzeldir, sağlık güzeldir, eş, evlat, torun, aile, semtimiz, memleketimiz güzeldir, gece yıldızlar, ay, güneş ve gezgenler ve tüm yaratılmışlar güzeldir.

• Bülbül güzeldir, papağan, kanarya, tavus ve tüm kuşlar güzeldir. Tavşan güzeldir, sincap, kedi, kaplan, penguen, zürafa, ceylan, kelebek, arı, uğur böceği ve tüm hayvanlar güzeldir.

• Kiraz güzeldir, portakal, çilek, karpuz, kayısı, şeftali ve tüm meyveler güzeldir.

• İlâhî nameler güzeldir, Kur’ân, vaaz, nasihat ve sohbet dinlemek güzeldir. Kuş sesleri, şırıl şırıl su ve çağlayan sesleri güzeldir.

• Makro ve mikro âlemler güzeldir, Samanyolu, nebulalar ve tüm kâinat güzeldir.

Atom ve atom altı parçacıklar güzeldir, moleküller, elementler, maddeler, hücreler, dokular, organlar ve tüm insanlar mükemmel yaratılışlarıyla güzeldir…

• Saymak ile bitiremeyeceğimiz bunca güzellik varken, niçin nefsanî güzelliklere takılıyoruz ki? Bunca güzelliklerin üzerindeki, Esma’ül Hüsna tecellilerini sadece bir saat düşünmek, bizlere bir sene boyunca (nafile namaz, oruç, zikir v.s.) ibadet etmiş gibi sevap kazandırırken, nefsanî, malayani, fuzuli güzelliklerle ilgilenmek akıl karı değildir?


SORU: Bu güzelliklere bakıp, Esmâ’ül Hüsna tecellilerini nasıl tefekkür edebiliriz?

Bir papatya çiçeğine, tefekkürle baktığımız zaman:

1.-Çiçeğin renkli kısımlarındaki güzellik, renk uyumu, simetri, “süsleme sanatını” gösterir ve “Müzeyyin” (en güzel süsleyen.) isminin tecellisidir ve O Zatı c.c. haber verir.

2.- Kara topraktaki değişik atom ve elementleri sentez ederek, uygun biçimde dizerek, bitki hücresi haline getiren, pigmentler atarak süslendiren, kokulandıran, o hücreleri de en uygun yerlere oturtup, böyle bir güzelliği yapabilen, bu güzelliği de her mevsim, her kıtada trilyonlarca nüsha olarak sergileyen “Kadir” ismini haykırır...

3.- Sadece bu çiçeği bile yapabilmek için, her şeyi kuşatmış, mutlak gerekli, sınırsız bir “ilmi” bildirir ve “Alîm” ism-i celilini, tefekkür edenlere tanıtır...

4.- Bu çiçeğin yapılabilmesi için, önceden tasarımının yapılması şarttır. (..yapay çiçekçileri bir düşününüz..) Madem öyle, bu çiçek bizlere “Musavvir” (en güzel tasvir eden, tasarım yapan) esmasını haber verir...

5.- Sadece bir çiçek cinsi üzerinde bile inceleme yapsak, hiçbir kusur bulamayız... Malezya’daki gül ile Kore’deki gül aynı sarmalda ve aynı model. Türkiye’deki papatya ile Çin’deki aynı geometrik yapıda... Hiçbir kusur yok... Yani bir “Bâri’i ” (kusursuz yapanı) c.c. haykırır...

6.- Her bir çiçek, (insan eli ve medeniyet atıkları karışmamak şartı ile) pırıl pırıldır, temizdir. Bir “Kuddûs”’ü c.c. (Tertemizi ve temizleteni) anlatır...

7.- Bazı çiçekler, birtakım böceklerin, kuşların ve birçok hayvanın rızkı olarak yaratılmıştır. Bu hayvanların rızıklandırılması ve tüm çiçeklerin beslenmesi bir “Rezzâk’ı” c.c. (rızıkları vereni) “Rabb-i Rahîm’i” ( terbiye edeni, besleyip büyüteni ve en merhametli yaratıcıyı) bildirir...

8.- Birçok çiçeğin, özellikle papatyanın, birçok önemli hastalıklara şifa olduğunu biliyoruz. Bu da bize merhameti sonsuz bir “ŞÂFÎ-İ hakîki”yi söylüyor...

9.- Her bir çiçeğin, kendi cinsinin ve neslinin devam etmesi için, tohumlarla muhafazası ise “Hafîz-ı hakîki”yi c.c. (gerçekten muhafaza eden zâtı) anlatır...

Bu dar çerçevede, birkaçını saymaya çalıştığımız tecellileri sizler devam ettirebilirsiniz.

 İşte ‘güzele bakmak sevap’ atasözümüzdeki ‘güzel’de, ‘bakış da’ böyle olursa, elbette ki sevaptır. Buna itiraz yok. Üstelik de öyle çok sevap kazandırır ki, bu güzelliklere, bu tefekkür ile bir saat bakmak, mütalâa etmek ve bunları düşünmek, bir yıllık sürekli nafile ibadet sevabı kazandırıyor.

İşte sizlere orijinal kaynak: Hz.Muhammed s.a.v. müjdesidir. “Tefekkürüm-min sâati, hayrun ibadetüm-minseneh.” “Bir saat tefekkür, bir yıllık (nafile) ibadetten hayırlıdır.” (Bakınız İ.Gazâlî, İhyâu Ul.Dîn. 4/409. El-Heysemî, M.Zevâid. 1/78.)

Meşrû zevkler ve lezzetler keyfe kâfidir, HARAMA GİRMEYE GEREK YOK.

A.Raif Öztürk



Şu üç şeye bakmak göze cila verir:
1-Yeşilliğe,
2- Akarsuya,
3- Güzel yüze. (Berika) [Buradaki güzel yüz, bakması helal olan kimselerin yüzüdür. Yabancı kadınlara, kızlara bakmak, gözü zayıflatır ve kalbi karartır.]
"konu icin http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3264 adresinden alınmıştır"

 



 
Oca
11
    
Gündelik hayatın her alanına giren teknoloji, beraberinde dinle ilgili pek çok soruyu da getiriyor. Bu konulardan birine de Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem açıklık getirdi: Bilgisayar ekranında Kuran okumak için abdest gerekmez... İslam dinine göre, namaz gibi kimi ibadetler yerine getirilirken veya Kâbe tavaf edilirken, abdest gerekiyor. Ancak, abdestsiz birinin ezberden Kuran okuması caiz bulunuyor. Kuran okurken bile abdest almanın dini bir zorunluluk olmadığını, Kuran'a saygı için yapıldığını belirten Yeprem, "Musaf'a dokunmak ele alırken abdest almak saygı eseridir. Bilgisayarda okurken abdest gerekmez. Hafızlarımız Kuran'ı ezbere biliyor. Kafasındaki Kuran'ı abdestle mi tutuyor?.. O kafayla tuvalete de gidiyor" dedi. Sabah


 
Oca
08
    
siyah_gulum | 08 Ocak 2008 21:52 | 0 fav | etiket: , ,  
MUHARREM: Arabi ayların başı, birincisi. Haram edilmiş olan. Bu muharrem ayında Müslümanlıktan evvel Arablar arasında muharebe yasaktı. Bundan dolayı bu isim verilmiştir. Haram kılınmış, tahrim olunmuş.

SAFER: Boş ve hâli olmak. Arabi aylardan ikincisi.

REBİ-ÜL EVVEL: İlkbahar. Çiçeklerin açıp otların bittiği mevsim.

REBİ-ÜL AHİR: Sonbahar.

CEMAZİYEL EVVEL: Arabi ayların beşincisidir. İlk mazi, geçmişi.

CEMAZİYEL AHİR: Arabi ayların altıncısıdır. Son mazi, geçmiş.

RECEB: Azametli, heybetli. Ta'zim etmek. Cennet'te bir nehir ismi. Mübarek üç ayların birincisi ve Kamerî aylardan yedincisi.

ŞABAN: Aralık, fasıla. Hicri, Kameri ayların sekizincisi, üç ayların ikinci ayı.

RAMAZAN: Yanmak demektir. çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur.

ŞEVVAL: Bu aya şevval denilmesinin sebepleri arasında, dişi develerin bu ayda kızgınlıklarının artması veya gebeliğe alâmet olmak üzere kuyruklarını yukarıya kaldırmaları gösterilmektedir.

ZİLKA'DE: Arabi ayların on birincisi. Câhiliye devri Arapları tarafından hurmaların olgunlaşması ve mahsulün toplanması mânâsında kullanılmaktaydı.

ZİLHİCCE: Arabi ayların on ikincisi.




 
Oca
04
    

Namazın manevi hayatımıza olumlu katkıları olduğu muhakkak ,bunun yanı sıra maddi hayatımıza olan katkılarını da öğrenmek ve bilmek isteyenler için derledik.

Osman Ersan'ın haberi



Müslüman, beş vakit namazı, Allah Teala emrettiği için kılar. Cenabı Hakkın her emrinde bir çok hikmetler vardır. Namaz kılarken yapılması emredilen her hareketin, hem bedene hem de ruha sağladığı faydalar vardır. Namazın sağlığımız üzerindeki faydalarından bazıları şunlardır:



1. Namazda yapılan hareketler hafif olduğundan kalbi yormaz. Ve Günün değişik saatlerinde kılındığı için insanı devamlı zinde ve dinç tutar.



2. Namaz sebebiyle başını günde seksen defa yer koyan bir kimsenin beynine ritmik olarak kan fazla ulaşır. Bu yüzden beyin hücreleri yeterince beslendiğinden, Namaz kılanlarda hafıza ve şahsiyet bozukluklarına daha az rastlanır. Bu insanlar daha sağlıklı bir ömür geçirirler. Bu gün tıpta "demans senil" bunama hastalığına uğramazlar.



3. Namaz kılanların gözleri, muntazam olarak eğilip doğrulmaktan dolayı, daha kuvvetli kan deveranına malik olur. Bu sebeple göz içi tansiyonunda artma olmaz ve gözün ön kısmındaki sıvını devamlı değişmesi temin edilmiş olur. Gözü "Katarakt" veya "Karasu" hastalığından korur.



4. Namaz kılmaktaki izometrik hareketler, midedeki gıdaların karışmasına, safranın kolay akmasına ve dolayısıyla safra kesesinde birikinti yapmamasına, pankreastaki enzimlerin kolay boşalmasına yardımcı olacağı gibi, kabızlığın giderilmesinde de rolü büyüktür. Böbreğin ve idrar yollarının iyice çalkalanmasından, börekte taş oluşumunun önlenmesinde ve mesanenin boşalmasına da yardımcı olur.



5. Beş vakitte kılınan namazdaki ritmik hareketler, günlük hayatta çalıştırılamayan adale ve eklemleri çalıştırarak artoz ve kireçlenme gibi eklem hastalıklarını ve adale tutulmalarını önler.



6. Vücut sağlığı için temizlik muhakkak lazımdır. Abdest ve gusül, hem maddi hem de manevi bir temizliktir. İşte namaz temizliğin ta kendisidir. Zira hem bedeni hem de ruhi temizlik olmada namaz olmaz. Abdest ve gusül, bedeni temizliği sağlar. Namaz ibadeti insanı ruhen ve bedenen temizlemiş dinlendirmiş olur.



7. Koruyucu hekimlikte belirli zamanlarda yapılan beden hareketleri çok mühimdir. Namaz vakitleri, kan dolaşımını tazelemek ve teneffüsü canlandırmak için en uygun vakitlerdir.



8. Uykuyu tanzim eden en önemli unsur namazdır. Hata vücutta biriken statik elektriklenme, secde yapmakla topraklama yapmış olur yani statik elektrik boşalır. Böylece vücut tekrar zindeliğe kavuşur.



(Hasan Yavaş, Namaz Kitabı, s. 134)

Kaynak: Gözümün Nûru Namaz, Erkam Yayınları.



 
Kas
08
    
siyah_gulum | 08 Kasım 2007 03:37 | 0 fav | etiket: , , ,  
Müslüman gay'lar rahat rahat ibadet etmek için mescit yaptıracak.
New York Times gazetesi, Mısır, Lübnan, Filistin, Türkiye ve İran'dan kaçan gay müslümanların Amerika'da özgürlüğü yakalandıklarını yazdı.

KURAN YASAKLIYOR

Bu yılın başlarında kendi bayrakları ve geleneksel kıyafetleriyle bir gay gösterisi düzenlediğine işaret eden gazete, bu kişilerin kendi topraklarında toplumdan dışlandığını bunun da en büyük nedenini Kur'an'da eşcinsel ilişkinin kesinlikle yasak olmasının yattığını dile getirdi.

AMERİKA'DAKİ MÜSLÜMANLAR DA DIŞLIYOR

Bu kişilerin ibadet için camilere alınmadığı hatta restoranlarda bile kendilerine yer verilmediği belirtildi. Ancak Amerika'daki müslüman toplumun da bunları dışladığına dikkat çekildi.

GAYLAR İÇİN BİR MESCİT

53 yaşında sonradan müslüman olan Daayiee Abdullah isimli bir kişinin Washington'a gayler için bir mescit yaptırmak için girişimlerde bulunduğunu ifade eden gazete, ancak ülkedeki radikal kesimin mescidi patlatma tehdidinde bulunduğunu ve bu yüzden gay mescit projesinden vazgeçildiğini yazdı.




 
Kas
06
    
siyah_gulum | 06 Kasım 2007 00:41 | 0 fav | etiket: , , ,  

Suudi uleması, Kuran ayetlerinin cep telefonlarında zil sesi yerine kullanılmasının caiz olup olmadığını tartışıyor...

Basının bildirdiğine göre, önde gelen din adamları Başmüftü Şeyh Abdülaziz Eşşeyh başkanlığında dün Mekke'de toplanarak bu konuyu ele aldı.



El Hayat gazetesi, tartışmanın çok hararetli geçtiğini, ancak ulemanın ortak görüşe varamadığını yazdı. Bazı din adamları ayetlerin bu tarz kullanımının Kuran'ın ilahi niteliğine ters düştüğünü düşünüyor, bazıları ise buna cevaz veriyor.



Ulema, zil meselesini daha sonraki toplantılarda müzakere edecek. Ulema, bugünkü toplantısında ise 'ceninin cinsiyetinin belirlenmesi' ve 'Müslüman olmayan memleketlerdeki seçimlere Müslümanların katılması' konularını tartışacak.





 



 
Eki
08
    
siyah_gulum | 08 Ekim 2007 21:28 | 0 fav | etiket: , ,  

Teravih namazlarında camileri dolduran cemaattekilerin sayısı Perşembe günleri azalıyor. Nedeni ise Kurtlar Vadisi dizisi... İmamlar, namaz alışkanlığı olmayanların TV programı için teravihten vazgeçebildiğini belirtti.


Manevi duyguların zirveye ulaştığı Ramazan Ayı'nda kılınan teravih namazlarında camileri dolduran cemaat sayısı Perşembe günleri azalıyor. Bunun nedeni ise, kitleleri ekrana bağlayan Kurtlar Vadisi Pusu dizisi. İmamlar, namaz alışkanlığı olmayan vatandaşların ilgiyle izledikleri dizi filmler ya da futbol maçları olduğu günlerde teravih için camiye gelinmemesinden yakınıyorlar. Kalabalığın en az olduğu günün ise Perşembe olduğunu belirtiyorlar.



ALIŞIK OLMAYANLAR...



Ümraniye Birlik Camii İmamı Cüneyt Coşkun, teravih namazı saatinde perşembe günleri cemaatin diğer günlere göre daha az olduğunu söyledi. Kurtlar Vadisi dizisinin bunda etkili olabileceğini anlatan Coşkun, Şampiyonlar Ligi maçlarının olduğu günlerde de sayının azaldığını belirtti. Coşkun bu durumu şöyle açıkladı: "Camiye sadece Ramazan Ayı'nda değil diğer günlerde de gelen cemaat, teravih namazı vaktinde maç ya da dizi izlemek için evinde oturmuyor, camiye geliyor. Namaz alışkanlığı olmayan vatandaşlarımız izlemek istediği program için namazdan vazgeçebiliyor."



MAÇLAR DA ETKİLİ



Karaköy Yeraltı Camii İmamı Ümit Aydın da, başta Kurtlar Vadisi olmak üzere, Kavak Yelleri, Zoraki Koca gibi bazı dizi filmler nedeniyle cemaatin teravih namazlarına olan ilgisinin azaldığını söyledi. Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: "Ramazan Ayı'nın ilk günlerinde insanlar şevk ve heyecanla teravih namazlarına yoğun olarak geliyorlar. Sonraları ise sayı azalıyor. Bunun yanı sıra Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları ve özellikle Fenerbahçe'nin maçları cemaat sayısını etkiliyor. Bazı vatandaşlarımız da iftarla teravih arasının 2 saat olması dolayısıyla yemekten sonra uyuyup kalabiliyor."



ESKİDEN AZALMAZDI



2005 yılında emekli olan emekli İmam Cemil Tamar ise, görev yaptığı dönemde dizi ya da spor karşılaşmaları nedeniyle cemaatin hiç azalmadığını kaydetti. Tamar, "İstanbul Keçeci Piri Camii'nde uzun yıllar görev yaptım. Özellikle teravih namazlarına ilgi çok yoğundu, biraz geç kalınsa yer bulunmazdı" dedi. Beş vakit namaz kılan cami cemaatinin namazlarını aksatmadığına değinen Tamar, belirli günlerde cemaat sayısında yaşanan azalmaları ise; devamlı namaz kılmayan ve genç vatandaşlara bağladı.





Bugün